21 Ağustos 2010 Cumartesi

Ahmet Altan /Yaşatmak

KUM SAATİ 30.07.2010
Ahmet Altan
Yaşatmak


Gediktepe baskınını hatırlıyorsunuz, değil mi?

Hani genç askerler ölmüştü de Başbakan ile Genelkurmay Başkanı çocukların öldüğü mevzileri ziyaret etmişlerdi.
Genelkurmay, bölgeden sorumlu olan tümenin komutanının “kahramanlığını” geçtiğimiz Cuma günü ballandıra ballandıra anlatmıştı.
Onca komutan arasından övmek için Gediktepe bölgesinden sorumlu olan komutanı seçmişlerdi.
Bugün bir faks yayınlıyoruz.
Terörle Mücadele Müdürlüğü’nden Şemdinli Jandarma Komutanlığı’na çekilmiş.
Polis istihbaratı, PKK’nın baskın yapacağı taburu, hatta mevzileri bile bildirmiş.
Sadece, polisin söylediği baskın saatinden “otuz saat” sonra gerçekleşmiş baskın.
Ve, tam da polisin bildirdiği yer basılmış.
Böyle bir “istihbarat” alan bir birlik “baskına” uğrar mı?
“Baskın” denen şey “habersiz”, aniden yapılır.
Böyle üç gün önceden gelen istihbarat raporuna rağmen bir tabur nasıl baskına uğrar?
Nasıl olur da orada on bir asker ölür?
Nasıl olur da “basılacak” olan taburun karşısındaki tepelere PKK katırla 150 kiloluk ağır silahlar çıkartabilir?
Bu, komutanların “geleceğini bile bile” yedikleri kaçıncı baskın?
Genelkurmay bu konularda ya saçma sapan suçlamalar yapıyor bu haberleri veren bizim gazeteyle ilgili, ya da hiç ağzını açmıyor.
Ama konuşması gerekiyor.
Siz nasıl bir ordusunuz?
Nasıl komutanlarsınız?
Niye her seferinde baskının geldiğini bildiğiniz halde askerleri korumak için bir önlem almıyorsunuz?
Amacınız ne?
Hesabınız ne?
Böyle her baskından sonra zavallı askerlerin cenazeleri evlerine büyük törenlerle gönderiliyor, medya PKK’yı lanetleyen haberler yapıyor, Türkler’de PKK düşmanlığı adı altında Kürt düşmanlığı pekişiyor ve ülke kutuplara ayrılıyor.
Bugün, ülkenin kenarına gelmiş gibi gözüktüğü “iç savaşın” alt yapısını bu baskınlar ve bu baskınlarda kurban edilen çocuklar hazırlıyor.
Eğer ordu gerçek bir ordu gibi davransa, istihbaratı ele geçirdikten sonra “caydırıcı” önlemler alsa, PKK baskın yapmaktan vazgeçer, çekilir, çatışma olmaz, çocuklar ölmez ve ülke bu kadar gerilmez.
Niye yapmıyorsunuz görevinizi?
Niye çocukları ölüme bırakıyorsunuz?
Neden ülkeyi bir iç savaş iklimine sokuyorsunuz?
Eğer bu yapılanlar ordunun “ortak kararıyla” gerçekleşmiyorsa, o zaman neden “hatalı” komutanı görevinden almıyor, halka bu “hatayı” açıklamıyorsunuz?
Neden tam aksine davranıyorsunuz.
Dağlıca’da bile bile baskın yiyen komutana madalya veriyorsunuz, Gediktepe’de bile bile baskın yiyen komutanı basın toplantılarıyla övüyorsunuz.
Neden “baskın” yiyen komutanlar sizin için bu kadar kıymetli?
İnegöl’de, Dörtyol’da kabaran düşmanlık bu baskınların üstünde yükseliyor.
BDP’li Kürt yöneticilerin bir kısmı da bu “gerginliği” alabildiğine körüklemeye uğraşıyor, bir çatışma çıkacağını bile bile yüz arabalık konvoylarla Hatay’a gitmeye kalkıyorlar.
Orada saldırıya uğrayan Kürtlere güven verecek bir “politik heyet” göndermek yerine, yüz arabalık bir grup göndermenin anlamı ne?
Allahtan BDP’nin başkanı Selahattin Demirtaş müdahale etmiş de konvoy geri dönmüş.
Kalabalık Kürt ve Türk grupları karşı karşıya gelmemiş.
Bir facia önlenmiş.
Bugün insanları “yaşatmak” için değil “öldürmek” için hareketlenmiş birileri var iki yanda da.
Ve, bu ölümlerin bir salgın gibi bütün ülkeye yayılmasını istiyorlar.
Ölümlerin “salgın” haline gelmesini isteyen Türklerle Kürtler varsa, insanların yaşamasını sağlamak isteyen Kürtlerle Türkler de var.
Hep birlikte hesap sorarsak bu kanlı oyunu bozarız.
Türkler orduya sorsun, “bu baskınları neden önlemiyorsun” diye.
Kürtler de kendi politikacılarına sorsun, “gerginliği kışkırtarak özellikle Batı’da yaşayan Kürtleri neden tehlikeye atıyorsunuz” diye.
Öldürmek isteyenlere karşı “yaşatmak” isteyenler harekete geçmeli.
Soru sormalıyız.
Aksi takdirde, kanlı bir bela çarpacak bu ülkeye.
ahmetaltan111@gmail.com

25 Mayıs 2010 Salı

Tarih: 23/05/2010, 23:18, GMT +3
Isim: zekine sevim
E-mail: zekine_sevim@yahoo.de
Konum: siir / Ceket
Numara: 1.432


Sarı saçlı zayıf bir kız çoçuğu
Geçti çocukluk yıllarımdaki anılarımdan
Ayağında naylon ayakkabı
Geçerken buzlu yollardan
Nede çok üşütürdü
kavun içi hırkası
Sarı saçlı zayıf kızı:
vede it ulutmaz dağlarından esen karlı boran
Evin dördüncü çocuğu
beş kardeşti hepsi
babanın kazandığıyla
geçinemiyordu ailesi
İşten artan zamanında
olmuştu boyacı sandığı:
babanın ikinci ekmek teknesi

Hayal kurarlardı
baba ile kız
büyüyecek
Okuyup doktor olacak
ailesine bakacak
parası olmazsa okutmaya
baba ceketini satacak
Düşünürdü
sarı saçlı zayıf kız
ceketin değerini
gönlü razı olmazdı onu satmasına
üşürdü babada onun gibi

Geldiğinde on üçüne
sarı saçlı zayıf kız
Bir oyun hazırladı hayat ona
Ayırmıştı onları
piyesin bu perdesi
tutulunca baba amansız hastalığa
hayaller kalmıştı yarıda

Nasılda geçmişti
çocukluk yılları
hiç ardına bakmadan
'' niçin nasıl ve neden soruları
sarı saçlı zayıf kıza hic sorulmadan

Zekine Sevim

Not :Kitapta bu şiirımin bazı yerlerinde ben den kaynaklanmayan eksiklıkler var .Bu yazdıgım düzeltilmis şeklidir.






Tarih: 23/05/2010, 16:07, GMT +3
Isim: seyit caglar
E-mail: s_caglar_44@live.de
Numara: 1.431


Zekine hanim öncelikle seni kutluyorum.Ilk kitabindan dolayi,ikinci defa yine kutluyorum ,cömert davranip bizlerle kitabindaki siirleri paylastin.Bu güzel ve örnek davranis,bunun devamini,bekliyoruz.saygilar





Tarih: 23/05/2010, 2:02, GMT +3
Isim: zekine sevim
E-mail: zekine_sevim@yahoo.de
Konum: siir
Numara: 1.430


Yurdumun sicili kara aylari
Her fidan bin dal
Her dal bin cicek acar sende
Verime hazirdir doga
Sicilin kara mayis
Sende kiyildi üc fidana

Ah temmuz
Ucsuz bucaksiz
Bereketli ve sicak
Günesin
Günesin parlak
Sicilin kara
Sende kiyildi
Temmuz
Madimakta otuzyedi cana

Eylül
Sana ne demeli
Toprak gibi sürdün
Yigitlerin izini
Birer birer
Götürdün daragacina
Yüregi daglandi analarin
Ama sen doymadin kana

Beyaz temiz bir doga
Verime saklar ekin kendini
Ekin
Karin altinda
Hayvanlar kis uykusunda
Ama uyumuyor hain
Kara calmak icin alnina
Bu nasil bir zulüm
Satirlar gebe kadin sirtinda
Basaramadin Aralik
Hic basaramadin
beyaz kalmayi
hic silinmeyeck
alnindaki kara
unutulmayacak
yasanan katliam Maras ta

Dört mevsime yayilmis
Katliamlar ülkemde
Ve sicili kara aylar
Ve hic unutulmadi
Gaziler, Corumlar Malatyalar

23.12.2008 Zekine Sevim






Tarih: 22/05/2010, 11:33, GMT +3
Isim: zekine sevim
E-mail: zekine_sevim@yahoo.de
Konum: siir
Numara: 1.429


cocuk
Bir küçük çocuğum
Umutlarım özlemlerim var
Benim gücümün yetmedıği
Sizin için zor olmayan
Öksüz kalmak istemiyorum savaşlarda
Aç kalmak istemiyorum sokaklarda
Bunun yanında oyuncaklarda istiyorum
Çok değil bir ülkenin parfüm gideri
Diğer bir ülkenin savaş bütcesi
Yeter de artar dünya yoksul çoçuklarına

Ağlamayan çoçuklar
Yasanası bir dünya
Güzel bir yarın bırakın bana

Zekine Sevim

yasanasi bir dünya dilegiyle






Tarih: 20/05/2010, 20:31, GMT +3
Isim: yusufaslan
E-mail: fethiyeli0144@hotmail.com
Web Sitesi: http://YUSUFASLAN.WORDPRESS.COM
Konum: KARACANIN ENTERİ.
Numara: 1.428


KARACA'NIN ENTER'İ...!
Sevgili Canlar mutlaka sizlerde biliyorsunuz.!
Her ne kadar gamıyonun rengi matlaşmış olsada yinede rengi kıp kırmızıydı karaca'nın emektar enter gamıyonu, ancak zamanla dizlerinde dermanı azalan insan oğlu gibi, enter'inde dizlerinde gücü dermanı azalmıştı az buçuk dermanı olan enter o azıcık gücünü dermanınıda kendi sahibi olan karaca'lı Kemal Hasan'ın muhannete muhtaç olmaması için yollarda mekik dokumak suretiyle, Elbistan,dan malatya'ya pancar çekerek harcıyordu, yine bir seferinde kasası'nın dolusu pancarı elbistan'dan malatya şeker fabrikasına getirmiş pancarını boşaltmak için oda diger gamıyonlar gibi sıraya girmişti, girmişti ama arka lastiklerinin aralarından fren balatalarının yanık kokusu geliyordu, yani bu demektirki zorlu bir yolculuk kateylemiş zarda olsa zorda olsa genede kendini fabrikanın içine atabilmişti. enterin balatalarının yanık kokusu gele dursun, enter'in sahibi kemal hasan'ında karnı kırk gündür ac kalmış bir aslanın karnı gibi acıkmıştı, nasıl acıkmasınki bir önceki yediği yemeğin üzerinden hayli zaman geçmişti, şöförüne seslenerek ula oğul sadık sen heç acıkmanmı aha gaç sahat olduki boğazımızdan bi lokma bi şey bile geçmedi, ula oğul ben daha bu aclığa dayanamıyacam, garnım fena halde öyle bi acıktıki, pancar boşaltma sırası bizim gamıyona gelene kadar hadi şurada bi lokantaya gidekte eyi kötü bişeyler yiyek, bize sıra gelene kadar giderde gelirik bile hadi yeri hele yeri gamıyonun sağında solunda öyle eğleşip durma, ula sadık beni duymuyunmu dediğinde, kamıyonun şöförü sadık,da patronu kemal hasan'ın sesli ve sertçe bağırmasını duyunca birden bire irkildi, arka tekerin ön tarafından kamıyonun altına yatmış şaftı kontrol ettikten sonra dışarıya kadar vuran o kokunun balata'dan gelip gelmediğini öğrenmesi için burnuyla tekerin sağını solunu kokuluyduki bir anda sağ elinin işaret parmağını kulağının içine sokarak karıştırmak suretiyle o duyduğu sesin uğultusunu gidermeye çalışıydı. hemi kulağını karıştırıp hemide kamıyonun altından çıkarak bana bi şeymi diyin kemal hasan abi dediğinde oda yok sana demiyim şorda birine diyim diyen kemal hasan,da sana diyim helbette, hadi oğul hadi şurada lokantanın birine varakda önce şu ac karnımızı doyurak diyerek, her ikiside birlikte yakınlarında bulunan lokantanın yolunu tutmuşlardı. yolda birlikte ağır, ağır giderlerken kemal hasan, şöförü sadığa seninde haberin varmı yokmu bilmemya, benim duyduğuma göre fethiyeli danamamikte pancar çekmeye gelecekmiş, eğer o gelirse, işallahkide gelir diye umut ediyim, eğer gelirse eyi kötü çalışırda elinde kalan bu son arabanın taksitlerini zamanında öder, eğer taksitlerini ödeyemezse vallaha gözünün yaşına bakmaz hami pekel arabayı hemen elinden alır bi çırpıda bağlar, o arabada kaç kişinin hakkı var sen biliyinmi diye söylenen kemal hasan sözlerine






Tarih: 20/05/2010, 20:27, GMT +3
Isim: seyit caglar
E-mail: s_caglar_44@live.de
Konum: siir
Numara: 1.427


Yine verdik otuz,emekci can topraga
Feryatim sigmaz yüce,daglara.
Yerin tam yedi kat,kat altinda.
Celatimi,beklerim can pazarinda.
Sira bana ne zaman,gelir diye.

Bekleme anam,bacim,yarim,benim yolumu.
Kaderimmis,basbakan söyledi,sözünü,dogrumu.
Bütün emekcilerin,anil yazisi böyle,olurmu.
Bunlari yapanlarin hesabi birgün,sorulurmu.

Ne yiyitler geldi gecti bu,carktan.
Insani yiyen canavar yaratmis,kapitalizim,coktan.
Yine bugün cikardik,otuz can,kömür ocagindan.
Onlarida unuturuz,hesabini sormadan,sirada hangi,can.






Tarih: 20/05/2010, 17:31, GMT +3
Isim: yusufaslan
E-mail: fethiyeli0144@hotmail.com
Web Sitesi: http://yusufaslan.wordpress.com
Konum: KARACANIN ENTERİ.!
Numara: 1.426


onlarında diğer kamıyonlar gibi işleri Allaha kalmış gibiydi. Kemal hasan, bu gışta gıyamatta buralarda kalırsak bizleri ya kurtlar yer yada çakallar yer, yada buralarda her halde ölür gideriz, bu gidişle her halde ya kurtların bizi yemesini yada donarak ölmeyi bekliyecez diye kara, kara düşünürken uzaktan ağrı karlı bi sepkenin içinden danamamikle onun sarı kızı B.M.C. hızır gibi çıka gelmişti. Danamamik , mazotu donmuş bir vaziyette yolun kenarında karaca,lı kemal hasan,ın enter'ini gördüğünde püürrrşşşt ederek kendi arabasına hele eğleş bakam sarı kız, şöyle bi eğleşde bizim can dostlarımızdan kemal hasan,ın enter,i yolda kalmış galiba, şu karda kışda deli sadığa bahane bulmakda doğru olmazya diye söylenen danamamik, hadi sarı kızım şöyle bi eğleşde kemal hasan,ın enter'ini kanadımızın arasına alıp öyle gidek malatya,ya diyerek b.m.c. yi durduran danamamik aşağıya indiğinde neredeyse donma tehlikesi geçirecek olan kemal hasan,ı b.m.c. ye bindirerek yavaşca,da olsa yanan kaloliferin ısısında rahatlamaya çalışıydı, öte yandan danamamik her iki kamıyonada halatı bağlayarak, hadi gardaşım sende bi gayret etde şu ölüm girdabından, her ikimizde şuradan sağ salim çıkıp gidek diyerek sadığı enter'e bindirip kendiside b.m.c.sine binen danamamik, şöför mahallinde oturan kemal hasan,a hele sende bi cıgara yak gardaşım, sen cıgaranı yakana kadar bende b.m.c.nin ağzına bi lokma hamur veremde, oda onu geveleyip yutana kadar bende Allahın izniyle enter.i çekip götürürüm hep birlikte sağ salim malatya,ya kavuşuruz diyerek .
Not: bu yazımın devamı aşağıdadır.






Tarih: 20/05/2010, 17:28, GMT +3
Isim: yusufaslan
E-mail: fethiyeli0144@hotmail.com
Web Sitesi: http://yusufaslan.wordpress.com
Konum: KARACANIN ENTERİ.!
Numara: 1.425


b.m.c.yi takviyeyle birinci vitese geçirip ya bismillah ya Allah nidasıyla Enter,ide peşine takarak o kıştan kıyametten alıp yoluna yollanmıştı. sağ salim akşama doğru B.M.C. ve ENTER biri birini çekerek, birlikte Malatya şeker fabrikasına doğru yaklaşmışlardı. hayli zamandır pancar kamıyonlarının gelmediğinin farkına varan fabrika işçilerini heyecanla birlikte korkuda sarmıştı, o heyecan ve korku içinde yoldan gelecek kamıyonlar için bütün işçilerin gözleri yola dikilmişti, bir kar sepkeninin içinde uzaktan ağrı gelen kamıyonların karartısını ve sesini duyan işçilere azda olsa bir umut ışığı doğmuş ve içlerine bir seviç düşmüştü, aha geliyi, aha geliyi uzaktan ağrı bir , iki gamıyonlar çıktı geliyi diye işçileri bir heyecan bir sevinç almıştı, bir müddet sonra kamıyonlar gelipde şeker fabrikasına girdiklerinde onları hasretle bekleyen milletin mutluluğu yüzlerine vurmuştu, işçiler hep birlikte yoldan gelecek olan diğer kamıyonların biran önce sağ salim gelmeleri için Allaha dua ederek yollarını gözlemeye başlamışlardı. Danamamik, Kemal Hasan ve Sadık kamıyonları pancar silosuna çekerek günü birlik işlerini aksatmadan karda kışda kalmış ama o girdaptan kurtulmuş kahraman edasıyla tekrar seyri sefere başlamak için arabalarından pancarları boşaltmaya başlamışlardı.
----------------------------
Not: bu skeç'te adı geçen canlarımızdan hakka yürümüşlere tanrıdan rahmet hayatta olanlara'da uzun ömürler dilerim. Sevgili canlar.
eğer sulçulisan ettikse affola.

Saygılarımla.

Söz: Yusuf Aslan.!






Tarih: 20/05/2010, 14:39, GMT +3
Isim: mesude(zeynep9
E-mail: zeynep-yavuz@gmx.net
Konum: mesaj
Numara: 1.424


sevgili Aliseydi Abi
Sen Taraf ve Vakit gazetelerini kaynak göstermissin bir yazinda ama
ben o gazatelerin tarafsiz kaynak olduguna inanmiyorum ve kendileri
iktidarin yandas medyalari. Eger kaynak göstermek istersen birde Evrensel ve Birgün gazetelerini okuyup bu gazetelerdende kaynak gösterirsen sevinirim.

Ayrica Hüseyin Ülger abiyede tessekürler "arkadaslarimizi yildizlarda andik" yazisi icin, ve ÖDP etkinliklerindeki izlenimlerini bizimle paylasdigi icin.

Selamlar

Not: Madan kazasinda ölen tüm isci kardeslerimize tanridan rahmet diler
bütün ailelerin acilarini paylastigimizi söylemek istiyorum. Taseron düzen devam ettikce bu kazalar son bulmayacaktir. Emekten yana bir dünya icin umudumuzu ve mücadelemizi devam ettirmek temmnisiyle.

***
Candaş Tolga Işık
candas@posta.com.tr

Kader
21 Mayıs 2010

Yazı Boyutu: Prof. Dr. Tevfik Güyagüler-Ortadoğu Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Öğretim Üyesi: “Maden kazaları kader değildir.”

***

Prof. Dr. Cengiz Kuzu- İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Dekan Yardımcısı: “Maden kazaları kader değildir”

***

Prof. Dr. Mahir Vardar-İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Dekanı: “Maden kazaları kader değildir”

***

Mehmet Torun-Maden Mühendisleri Odası Başkanı: “Ölümün kader olduğu bir meslek olabilir mi? Maden kazaları asla kader değildir.”

***

İsmail Aslan- Maden İş Sendikası Başkanı: “Maden kazaları kader değildir”

***

İsmet Kasapoğlu-Madencilik Sektörü Yönetim Kurulu Başkanı: “Maden kazaları kader değildir”

***

Recep Tayyip Erdoğan- Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (mezun): “Bu bölgede yaşayan kardeşlerim bu tür kazalara alışık. Bu mesleğin kaderinde bu var…”



Last edited by Aliseydi Sevim at 21/05/2010, 13:12, GMT +3






Tarih: 17/05/2010, 6:59, GMT +3
Isim: yusufaslan
E-mail: fethiyeli0144@hotmail.com
Web Sitesi: http://garipmirto.blogcu.com
Konum: mesaj.
Numara: 1.423


Admin Comment:Yönetici yorumu:
Sayın Yusuf Aslan
Web sitemizin yazarlar köşesinde yazılarınızı bizimle, Fethiyelilerle ve Arguvanlılarla paylaşıyor olmanız bizim içinde onur verici,sizi çalışmalarınızdan dolayı takdir ediyor başarıların her daim sizinle olmasını temenni ediyorum.

Teşekkür ederiz.
xxx.arguvanlilar.xxx
Mustafa Turgut

Not: arguvanlilar'ın kendi sitelerinde yayımladığı bir paragraf.

24 Şubat 2010 Çarşamba

2007 MART RES??MLER??

Click here to view these pictures larger

5 Temmuz 2008 Cumartesi

HOCA EFENDİNİN BAKKALINDA / Yusuf ASLAN



Tarih:
30/06/2008, 20:34, GMT +3
Isim:
yusufaslan
E-mail:
mailto:fethiyeli0144@hotmail.com
Web Sitesi:
http://www.yusufaslan.org/
Numara:
140

HOCA EFENDİNİN BAKKALINDA

Bektaşi baba günlük sabah kahvaltı alış verişini yaparken dikkatini çeken b,r duruma vakıf oluyor, her gün değişik fiatlar, bektaşi baba yahu bunun fiatı dün şu paha idi bu gün bu paha neden, diye sorar, bakkal hoca efendinin cevabı ise hazır bu piyasa, oynar piyasa buna alışmalısın bire bektaşi der, bunun üzerine bektaşi baba altı ay o bakkala uğramaz, bir gün hoca efendi bektaşiyi görünce sorar, yahu gözümün nuru bektaşi niye bizim bakkala uğramıyorsun der, bu seferde bektaşinin cevabı hazır, bire hoca bu oynar piyasadan gayrı insanlarda oynar oldu sende buna slışmalısın...söz ..yusufaslan

29 Haziran 2008 Pazar

YOBAZLAR DEĞİŞMEZ / Haydar AKKOTYUN


Tarih:
29/06/2008, 12:51, GMT +3
Isim:
Haydar Akkoyun
E-mail:
mailto:hakkoyun@web.de
Numara:
139

INSANIN INSANCA YASAMASINI ISTEYEN HERKESIME MESAJ VERDIGINE INANDIGIM VE SEVGILI hÜSEYIN GAZI METIN DEDEMIN YAZMIS OLDUGU BU SIIRI SIZLERLE PAYLASMAK ISTEDIM:Agzina saglik.kalemine kuvvet sevgili dedem ne güzelde yazmissin.

YOBAZ DEGISMEZ:

Dondurulmus Kafalarin yapisi
Ilimden kaciyor yobaz degismez
Huri gilman sevdasinda hepisi
Bilimden kaciyor yobaz degismez

Seriat istiyor cikari vardir
Göremez dünyayi hep bakar kördür
Asirlardan beri beladir serdir
Bilimden kaciyor yobaz degismez
Arap kültürüne tapmis okuyor

Tekbir ile meydanlara cikiyor
Ozan,yazar,aydinlari yakiyor
Bilimden kaciyor yobaz degismez
Devrim ilkeleri hep lafta kaldi

Mevkiler,meclisler mezarci,sevkici doldu
yobazlar destegi düzenden aldi
Atatürke laf söyleyen yobaz degismez

Egitimde öne cikti din dersi
Cagdisi okullar hep kuran kursu
Hacinin hocanin artiyor forsu
Aydinligi red ediyor yobaz degismez

Gazi Metin gericiyle savasim
Sazimla sözümle koymusum basim
Bir araya gelemesek gardasim
Türkiye seriata kidiyor yobaz degismez

26 Haziran 2008 Perşembe

Yusuf ASLAN 26 Haziran 2008



Tarih:
26/06/2008, 9:42, GMT +3
Isim:
yusufaslan
E-mail:
fethiyeli0144@hotmail.com
Web Sitesi:
http://www.yusufaslan.net
Numara:
136

CENNETE UÇMAK. betaşi baba,zaman zaman rüyasında uçarmış bektaşi buya her uçtuğunuda hatununa anlatırmış, bir gün bektaşi yine rüyasında uçarmış, yatağında kollarını kanat gibi çırptığını gören bektaşi ana eyvah herif gene uçup cennete gidiyor, herif uçmadan sırtına binemde hazır gitmişken bende cennete gidem demiş, bektaşi ananın ağırlığından bektaşi babanın nefesi kesilirken uyanır, yahu hatun beni yaşatmakmı istersin yoksa öldürmekmi der hatunuda bire herif sen dünyada kalmakmı istersin yoksa uçup cennete gitmekmi istersin

SÖZ: Yusuf Aslan


-----------------------



Tarih:
20/06/2008, 16:48, GMT +3
Isim:
yusufaslan
E-mail:
fethiyeli0144@hotmail.com
Web Sitesi:
http://www.yusufaslan.org
Numara:
133

EMEKLİNİN YÜKÜ bir seçim arefesinde adaylar bektaşi babaya yardım etmek için, bektaşi baba her soru bir altın eğer bilirsen derler, bektaşide buyurun sorun der,adaylar ,bektaşiye soruyu yöneltirler bektaşi baba yermi ağır yoksa gökmü ağır derler, bektaşi,arif,arife tarif gerekmez valla ben onu bunu bilmem ama ,yerdede göktede EMEKLİNİNyükü pek ağır...SÖZ yusufaslan

19 Haziran 2008 Perşembe

Haydar AKKOYUN /19 Haziran 2008


Tarih:
19/06/2008, 15:08, GMT +3
Isim:
Haydar Akkoyun
E-mail:
mailto:hakkoyun@web.de
Numara:
130

Degerli Canlar,


Yararli olacagini düsündügüm bu konuyu. önemli buldugumdan dolayi yazmak istedim.
Aile ici iletisimde mutlaka gözetilmesi gereken kurallar:
- Kisilerin deger yargilarini olanaklar dahilinde tartismayin;
- Kisiler özgür olmali ancak bu özgürlük baskalarinin özgürlügüne ve haklarina zarar vermemeli;
- Kisiler mutlaka iyi dinlenilmeli ve ciddiye alinmali;
- Kisiler neyin ne zaman nerede ve nasil söylenecegini iyi bilmeli;
- Kisilerin söyledikleri,davranislari ve yaptiklari mutlaka birbiri ile uyumlu olmali;
- Kisilerin farkliliklari degil ortak yönleri ön planda olmali;
- Kisilerin ne istedigi yoruma yer birakmayacak sekilde iyi anlatilmali;
- Kisiler kendilerini baskasinin yerine koyabilmeli.(..Eger onun yerinde ben olsaydim" diyebilmek);
- Kisiler korkularini iyi ve dogrudan anlatabilmeli;
- Kisiler kendi sinirlarini iyi belirlemeli baskasinin hakkina tecavüz etmemeli;
- Kisiler farkliliklari eriterek cogaltmali,her seyi siyah ve beyaz olarak görmemeli.aradaki gri,mor ve diger renkleride görebilmeli.yani baska cözüm yollarininda olabilecegi düsünülmeli;- Kisiler hosgörülü olmali
- Aile bireyleri mutlaka birbirlerine zaman ayirmali;-Kisilerin konusmalari sinirlandirilmali.her hanki bir konu sonsuza dek tartislmamali:
Degerli Canlar Toplumsal iliskilerde bu kurallar gecerliligini korumali bunlara uygun davrandigimiz sürece ögretimizin bize gösterdigi amaca bir adim daha yaklasacagiz. Şunu hic bir zaman unutmayalim: Korkak, ürkek, Kaygili, Güvensiz ve özgüvensiz insan hic bir zaman hic bir soruna cözüm üretemez.Kendinden emin bireyler olmaliyiz,hepimizin yolu acik,sansi bol yarinlarimiz aydin olsun.